09 Ocak 2009 Cuma

İshal ilacı yaşlanmayı yavaşlatıyor!

İshal tedavisinde kullanılan eski bir ilacın yaşlanmayı yavaşlatabileceği bildirildi.
Kanada'daki McGill Üniversitesinden bilim adamlarının hayvanlar üzerinde yaptığı araştırma, yaklaşık 80 yıl önce bulunan "clioquinol" ilacının "saat-1" de denilen "CLK-1" proteinine doğrudan etki ederek omurgasızlar ve farelerin daha uzun yaşamasını sağladığını gösterdi.

İlacın CLK-1'i kodlayan genin aktif olmasını engelleyerek yaşlanma sürecini yavaşlatabileceği belirtildi.

Laboratuvarda bu ilaç, hayvanlarda Alzheimer, Parkinson ve Huntingdon hastalıklarının ilerlemesini de tersine çevirdi.

Avrupa ve Asya'da ishal gibi karın ve bağırsak hastalıklarının tedavisinde kullanılan clioquinol, muhtemel ağır yan etkileri nedeniyle geri çekilmişti.

1960'larda doktorlar Japonya'daki omurilik iltihaplanmaları vakalarındaki artış ve bu ilaç arasında bağlantı olduğundan şüphelense de, bugün araştırmacılar bu vakalar ve clioquinol arasında ilişki olmadığını düşünüyor.

İnsanların bu ilacı kullanabilmesi için daha birçok araştırma gerekiyor.

"Journal of Biological Chemistry" dergisinde yayımlanan araştırma, Fransız "Le Nouvel Observateur" dergisinin internet sitesinde yer alıyor.

Karbonhidrat rejimi yapanlar dikkat

Rejim yaparken karbonhidrat bakımından zengin besinlerden kısmanın hafıza kaybına yol açabileceği açıklandı.


Zayıflamak için rejim yapılırken karbonhidratlar bakımından zengin besinlerden kısmanın hafıza kaybına yol açabildiği belirlendi.

Daily Mail gazetesinin haberine göre, Boston'daki Tufts Üniversitesinde yapılan bir araştırmada, rejim yaparken karbonhidratlı besinlerden kaçınanlar, yapılan hafıza testlerinde, rejim sırasında bir miktar makarna, ekmek ve patates yemelerine izin verilenlere göre daha kötü durumda çıktı.

Karbonhidratların beyin için çok önemli bir enerji kaynağı olduğunu hatırlatan bilim adamları, Atkins türü rejimlerin yapılmaya başlanmasından sadece bir hafta sonra zihni performansın düştüğünü belirttiler.

Araştırmanın başkanı Holly Taylor, moda olan düşük karbonhidratlı veya karbonhidratsız rejimlerin düşünce ve idrak üzerinde çok güçlü olumsuz etkisi bulunduğunun yapılan bu araştırmayla görüldüğünü söyledi.

Araştırma, 22 ile 55 yaş arasındaki kadınlar arasında yapıldı. Araştırmaya katılanlardan bir kısmı düşük kalori, bir kısmı ise düşük karbonhidrat rejimine girdi.

Bir hafta sonra yapılan hafıza testlerinde, düşük karbonhidrat rejimine girenlerin düşük kalori rejimine girenlerden daha kötü performans gösterdikleri belirlendi.

Düşük karbonhidratlı rejimlerin en ünlüsü, un, şeker, patates gibi karbonhidratlı besinleri yasaklayan, protein ve yağa ise izin veren tartışmalı Atkins rejimi.

çocuklarda egzama ve balık

Son birkaç on yılda, çocuklarda egzamanın oranları, gelişmiş ülkelerde arttı. Egzama, acı veren bir durumdur. Çocukların beslenme biçiminin, bu artışın arkasındaki sebep olabileceğine inanılmaktadır. Yeni bir araştırma, egzama riskini azaltmak içini bir umut vaad etti. Araştırmacılar, çocuklar 9 aylık olmadan balık içeren bir beslenme biçimine tabi tutulurlarsa çocuklarda egzama geliştirme oranın azaldığını keşfettiler.

Çalışma için, araştırmacılar batı İsveçte 2003 te doğmuş 17.000 çocuğun bilgileri ve aileleri tarafından doldurulmuş olan çevre ve beslenme biçimi anketleri analiz edildi.Araştırmacılar aynı zamanda çocukların medikal kayıtlarını da analiz ettiler.

Sonuç olarak omega 3 açısından zengin olan balığın çocuklara 9 aylık olmadan önce yedirilmeye başlamasının çocuklarda egzama riskini azaltığını göstermiştir.Pediatrik alerji uzmanı Dr. George Du Toit, beslenme biçimi ve egzama arasındaki bağın karmaşık bir durum olduğunu belirtti.Egzama, özellikle şiddetli egzama, genellikle gıda alerjisi ile ilgilidir. Bu yüzden ebeveynlerin, alerjiye sebebiyet veren inek sütü, yerfıstığı ve hatta balık gibi ürünleri çocuklarına vermeden önce doktorlarına danışmalılardır.
Hepa Alerji Astım

küresel ısınma alerji yapıyor

Küresel ısınma ve atmosferde karbondioksit oranındaki artışın alerjik rahatsızlıklara sebep olan birçok unsuru tetiklediği ortaya çıktı.

Newsweek dergisinin "Kaşınmaya ve Hapşırmaya Hazır Olun" başlıklı haberine göre, küresel ısınma ve atmosferdeki karbondioksit oranı artışı, alerjiyi tetikleyen birçok bitkinin ve kimi böceklerin artmasına sebep oluyor.

ABD Tarım Bakanlığı Ürün Ekme Sistemleri ve Küresel Değişim Laboratuvarından ekoloji uzmanı Lewis Ziska’nın bilimsel araştırmalarla desteklediği senaryosu şöyle:

"Küresel ısınma ve yanan fosil yakıtlarının sebep olduğu karbondioksit artışı, saman nezlesini tetikleyen bitki olarak bilinen ambrosia otunun artmasına yol açacak. Artan ve daha çok büyüyen ambrosia otları ise daha çok polen üretecek ve bu polen daha alerjen olacak.

Artan karbondioksit oranı özellikle bahar aylarında alerjileri tetikleyen ağaç polenlerini de çoğaltacak.

Diğer yandan, artan karbondioksidin küf ve mantarın da daha çok üremesine sebep olabileceği belirtiliyor. Mantar ve küf de hava kalitesini olumsuz etkileyen unsurlar olarak tanımlanıyor.

Duke Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırma da karbondioksit artışının kaşıntı ve göz yaşarmasını tetikleyen zehirli sarmaşıkların yayılmasına sebep olduğunu ortaya koyuyor.

Alaska’da yapılan bir araştırma ise alerjik bünyeleri tehdit eden diğer bir unsura, "sokan böceklerdeki artış"a dikkati çekiyor. Bu çerçevede Alaska bölgesinde arı türündeki böceklerin oranında sekiz yılda yüzde 600 oranında artış görüldüğünün altı çiziliyor. MercekTV

solunum hastalıklarına karşı ‘GARD’

Türk Toraks Derneğinden yapılan yazılı açıklamada, Türkiye’nin bu yıl tüm dünya ülkeleri arasında eylem planının kapsamı ve içeriğiyle dikkat çektiği ifade edilerek, o nedenle Genel Kurul toplantısının Türkiye’de yapılmasına karar verildiği bildirildi.

Türkiye’de 5 milyon astım ve KOAH’lı (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) hasta bulunduğu, her 10 KOAH’lıdan sadece birinin hastalığını bildiğine dikkat çekilen açıklamada, dünyada da yaklaşık 300 milyon astımlı ve 340 milyon KOAH’lı bulunduğu, astım ve KOAH başta olmak üzere kronik solunum hastalıklarından 2005 yılında 4.9 milyon kişinin hayatını kaybettiği vurgulandı.

Açıklamada, WHO’nun acil eylem çağrısı üzerine kronik solunum hastalıkların önlenmesi ve kontrolü için Türkiye’nin de aralarında yer aldığı 72 üye ülkenin katıldığı “Global Alliance Against Respiratory Diseases (GARD)-Solunum Hastalıklarına Karşı Küresel Birleşim” adlı oluşumun, küresel akciğer sağlığını geliştirmek amacıyla hayata geçirildiği hatırlatıldı.

Dünyada, tüm yaş gruplarında 1 milyardan fazla kişinin kronik solunum hastalığı yaşadığı belirtilen açıklamada, WHO’nun, KOAH’ın 2020 yılına kadar başlıca ölüm nedenleri arasında 6. sıradan 3. sıraya yükseleceğini öngördüğü kaydedildi.

Sağlık Bakanlığı ve Türk Toraks Derneğinin “Türkiye Kronik Hava Yolu Hastalıklarını Önleme ve Kontrol Programı ve Ulusal Eylem Planı” hazırlanması için çalışmalara başladıkları dile getirilen açıklamada, söz konusu programın bu hastalıkların gelişimini önlemeyi, hastalık ve ölüm oranını azaltmayı, böylece bu hastalıkların oluşturduğu sağlık, toplumsal ve ekonomik yükünü hafifletmeyi amaçladığı anlatıldı.

Açıklamada, Ulusal Kontrol Programı ve Eylem planının tamamlanma safhasında olduğu, uygulanması aşamasında bir çok sivil toplum örgütünün destek vereceği bildirildi. NTV
Naυgнту çevrimdışı Alıntı Yaparak Cevapla

12 Aralık 2008 Cuma

Sigara uykuyu bozuyor

Sağlık Düşüncesi dergisinin haberine göre; Johns Hopkins Üniversitesi'nde yürütülen Uyku ve Kalp Sağlığı çalışmasında, başka bir hastalığı olmayan ve günde en az 20 sigara içen bireylerde uyku kalitesinin düştüğü kanıtlandı. Araştırma 40 kişi üzerinde yapıldı. Sonuçlara göre, sigara içenlerin hafif uykuda daha fazla, derin uykuda daha az zaman geçirdikleri belirlendi. Araştırmacılar, erken uyku evresinde, uyanıklıkta rol alan maddenin nikotine bağlı artışının etkili olabileceğini dile getirdi.

Aspirini çiğnemeden yutun

Aspirin ağzın hem sert, hem de yumuşak dokusunda şiddetli hasara neden olabiliyor. Diş Hekimi Mehmet Kazandı; aspirini suyla yutmak yerine dişleriyle ezip, daha sonra da onu çiğneyen hastaların diş minelerinin yıprandığını dile getirdi. Aspirini bu şekilde tüketen hastaların ön diş yüzeyleri ile alt ve üst, ön ve arka azı dişlerinde diş minesi yıpranması olduğunu belirten Kazandı; "Diş yüzeylerinin aspirinle buluştuğu noktalarda daha çok aşınma oluşuyor" dedi.